Eğitimde Köktendinci İşbirliği

 

Son günlerde, modern bilimin Darwin’in evrim teorisini tamamen reddettiği şeklinde savlar Harun Yahya takma ismi ile evrime ve bilime karşı mücadele eden kişi ve kişilerce, ve belli bazı çevrelerce sık sık yinelenmektedir. Bu savlar tamamen gerçek dışı olup evrimle ilgili olarak toplumumuzu yanıltma amacını taşımaktadırlar. Günümüzde biyoloji alanında yapılan eğitim, öğretim ve araştırmalar evrimi temel almaktadır. Evrim biyolojideki en önemli kavramdır. Evrimden sözetmeden biyoloji öğretmek periyodik cetveli anlatmadan kimya öğretmeye benzer. Ülkemizde ve dünyada bazı kimseler dinsel kaygılarla evrime karşı çıkmaktadırlar.

Yeryüzünde insanın varlığını sürdürebilmesi, hem kendi evrimini hem de diğer canlıların evrimlerini ayrıntılı biçimde anlamasına bağlıdır. Evrim olgusu dünyanın döndüğü gerçeği kadar gerçektir. Bugün binlerce bilim adamı evrimin olup olmadığı konusunda değil, evrimin nasıl olduğu konusunda araştırma yapmaktadırlar. İnsan genom projesinin de başarıya ulaştığı çağımızda insanlık, başka türlerin olduğu gibi kendi türünün evrimini de yönlendirebilecek konuma gelmiştir. Halkımızı ve özellikle gençlerimizi bu konudaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmak kendi evrimimiz ve diğer canlıların evrimi konusunda söz sahibi olamamak anlamına gelir.

İşte bu nedenlerle refah düzeyi en yüksek olan ülkelerde son yıllarda evrim öğretimi ve araştırmalarına büyük bir hız verilmiştir. Bilimin dinsel kaygılarla engellenemediği demokratik ve laik ülkelerde evrim konusu, insanlığın ve diğer canlıların geçmişi ve geleceği, araştırma ve eğitimin önemli bir konusu olabilmektedir. Evrim tüm bilimlerde olduğu gibi eleştirel aklı, soru sormayı gerektirir. Evrimin öğretilmesine karşı çıkanlar ise eleştiren, soru soran bir gençlik istememektedirler. Bunun yerine kendilerine sunulan bilgileri hiç bir soru sormadan, itirazsız kabul eden bireylerden oluşan bir toplum istemektedirler.

ABD’de biyoloji derslerinde evrim eğitimi ve öğretimini engellemek isteyen köktendinci Hıristiyan gruplar zaman zaman başarılı olmuşlar ve hatta evrimden ve Darwin’den biyoloji derslerinde söz etmeyi yasalarla yasaklatabilmişlerdir. Ancak tüm bu yasalar daha sonra anayasa mahkemelerinde laikliğe aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Daha sonra evrimle birlikte “yaratılış bilimi” adını verdikleri öğretiyi okullara sokma çabaları da yine mahkemelerce yenilgiye uğratılmış ve “yaratılış bilimi”nin dinsel niteliği nedeni ile bir fen dersinde bilimsel bir kuram olan evrim kuramına seçenek oluşturmasının anayasanın laiklik ilkesi açısından söz konusu olamayacağına karar verilmiştir [1].

Evrimin ve tüm diğer pozitif bilimlerin amacı doğa ile ilgili gerçeklere varmaktır. Bilim hoşumuza gitsin gitmesin salt gerçeğe varmayı amaçlar. Bilimin vardığı sonuçları insanlar iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış biçimde kullanabilirler. İşte bu nedenle Darwinizm komünist, faşist, kapitalist, liberal ideolojilerce kullanılmıştır. Ama gerçekte bilimin ideolojisi yoktur. O halde evrimin her kötülüğün arkasında ve altında olduğu düşüncesine nereden varılıyor? Evrimin dine karşı olduğu şeklinde temelsiz bir kaygıdır bu düşüncenin kaynağı. Oysa Evrim bilimsel bir kuramdır ve hiç bir dinin ne karşısında ne de yanındadır. Evrim alanında araştırma yapan pek çok dindar bilim adamı, evrimi destekleyen kanıtlar bulmuşlardır ve bulmaktadırlar. Katolik kilisesi 1996 yılında evrimin bilimsel gerçekliğini kabul etmiş ve bu alandaki bilimsel araştırmaların durmaması gerektiğini savunmuştur Bilim Tanrı’nın varlığını kanıtlayamayacağı gibi, Tanrı’nın yokluğunu da kanıtlayamaz. Tanrı’nın varlığı ya da yokluğu bu nedenle de bilimin araştırma konusu dışındadır.

Bununla birlikte 1970’li yıllarda Fethullah Gülen, Darwinizm’e ve evrime karşı konferanslar vererek yoğun bir propaganda etkinliğine girişmiştir. Bu konferanslara ait kasetlerde [2] Fethullah Gülen, bütün kutsal kitapların evrimin olmadığını belgelediğini söylerek şöyle demektedir:

“…liselerde okutulacak biyoloji kitaplarını, biyokimya kitaplarını, Allah’ın adıyla bizim adamlarımız, dinimize, kökenimize inanmış, bağlı kimseler hazırlasınlar…”

Fethullah Gülen’in Türk biyoloji eğitimi konusundaki dilekleri 1985 yılında Vehbi Dinçerler’in Milli Eğitim bakanlığı sırasında gerçekleşme yoluna girmiştir [34]. Lise biyoloji ders programına ABD’li köktendincilerle işbirliği içinde [5] evrime seçenek olarak yaratılış görüşü eklenmiştir [6]. Lise din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında da [7] aynı şekilde Darwin’in evrim kuramı çarpıtılmıştır.

Daha sonra 1997 yılında dönemin başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan “Genetik bilimindeki son gelişmeler Darwin nazariyesini geçersiz kılmaktadır… dolayısıyla maymundan insan olmaz, çünkü maymun hayvandır” şeklinde buyurmuştur (8]. Bunun üzerine bilim insanları Türk gençlerinin yetişmesinden en başta sorumlu olması gereken başbakanın bilimle bu denli ters düşmeye hakkı olmadığı gerekçesi ile tepki gösterince [9] bir daha bu konuda konuşmamış fakat bu sefer de Harun Yahya (basına göre Necmettin Erbakan ya da Adnan Oktar) takma adıyla birisi ortaya çıkmıştır. Harun Yahya ve “Bilim Araştırma” Vakfı 1998’den itibaren Hıristiyan köktendincilerle işbirliği içinde [10] evrime ve bilime karşı çok büyük mali kaynaklarla desteklenen yoğun bir kampanya yürütmeye başlamıştır. ABD’li Hıristiyan köktendinciler ise Türkiye’deki evrim karşıtları ile işbirliklerinin Türk toplumunda Hıristiyanlık inancının yayılmasında yardımcı olacağı inancındadırlar [1112]. Bu bilimdışı kampanya tarihte sık sık örneklerini gördüğümüz “din elden gidiyor” sloganıyla ilerlemeye karşı çıkan zihniyetin yeniden sergilenmesidir. Bu kampanyada ABD’deki köktendincilere paralel olarak McCarhty’ci bir yaklaşımla “Darwinizm komünizmin, ırkçılığın, ve bölücülüğün temelidir” şeklinde gerçek dışı savlar yeralmıştır.

Bütün bunlar ülkemizdeki laiklik karşıtı güçlerin derinden derine devleti ele geçirip iktidara gelmek için oynadıkları sinsice oyunun bir parçasıdır. Bu nedenle evrime karşı yürütülen kampanyada kaynağı bilinmeyen inanılmaz paralar harcanmaktadır. Sayın Milli Eğitim bakanı Metin Bostancıoğlu’nun bir soru önergesine “Evrim kuramı çürütülememiştir” şeklindeki yanıtı doğrudur ve son derece yerindedir. Eylül 2000’de gerçekleştirilen 15. Ulusal Biyoloji Kongresinde de, yaratılış görüşünün biyoloji ders programından çıkarılması Milli Eğitim Bakanlığına önerilmiştir. Yazımın başında belirttiğim gibi halkımızı ve gençlerimizi evrim konusundaki bilimsel gelişmelerin dışında tutmaya kimsenin hakkı yoktur.

“Bu yazı Atatürkçü Düşünce Topluluğu Düşün Dergisinin 14. bahar sayısında (2002) yayınlanmıştır.”

5 Responses to “Eğitimde Köktendinci İşbirliği”

  1. atatürkçü gençlik Says:

    Evrimciler canlıların cansız maddeden kendiliğinden oluştuğunu iddia ederler. Oysa bu, biyolojinin en temel kanunlarına aykırı bir Ortaçağ hurafesidir.

    Darwin’in teorisinden söz edildiğinde, çoğu insanın aklına “insanın atasının maymun olup olmadığı” sorusu gelir. Oysa bundan çok daha önce, evrim teorisinin açıklaması gereken sayısız soru vardır. Bunların ilki ise, yeryüzündeki ilk canlının nasıl ortaya çıktığı sorusudur.

    http://www.populerbilgi.com/evrim/Dsonu02.php devam edebilirsiniz.

    • M H Says:

      Safsatıcı dediğiniz Muhammed Adnan Oktar Hoca Darwinizmi ve materyalizmi doğradı ve bunlardan salata yaptı. Sizin iyiliğiniz için Allah yolunda cehd eden seyyid Muhammed Adnan hocamızı kendinizce kötüleyeceğinize, ilk önce proteinin nasıl tesadüfen oluştuğunu açıklayın.

      Yani bunlar önemli konular, takım tutmak gibi “evrim teorisini tutmak” akılcı olmaz. Bilimsel veriler samimi olarak değerlendirildiğinde, evrim aldatmacasının yüz milyona sıfır geride kaldığı açıkça görülür. Gerçeği görünce kabul etmek gerekir. Çamura yatmak, çamur atmak gibi olaylara gerek yok.

  2. emrah Says:

    tesadüfün bilimle ilgisini anlamakta güçlük çekiyorum 1 tesadüf denilen şey nasıl oluşur. olması için evrenin sonsuzluktan beri var olması gerekir. 2 bigbang bilimsel bir teori bazı kişilerin çıkmazı ama bu teorideki 0 hacimin ne olduğunu biliyorum yani yokluk yokken bir şey nasıl var olabilir ki ayrıca evrenin sonsuzdan beri var olduğunu savunanlar için bir sorum var bilindiği gibi her yıldızın bir sonu var beki nasıl oldu da bu yıldızlar sonsuzluktan beri hiç bir değişime uğramayıpta yok olmadı yokiken var olması var edicinin varlığının kanıtıdır.doğadaki müthiş tasarıma daha girmedim bile..kimseye zorla müslüman olun demiyorum ama yaratanın var olduğu apaçık bir gerçektir. eğer varsa onu inkar etmek doğru olmaz.yoksa evren yokken nasıl var oldu nasıl olduda bu yıldızlar sonsuzluktan beri enerjisini bitirmeyipte yok olmadı.. darvinizm gibi safsatalarla uğraşmaya gerek yok darwin neden göze bakınca içi sıkılıyordu.ayrıca maddenin varlığını nasıl kanıtlayabiliriz ki( bilgi almak isteyenler için maddenin ardındaki sır diye google den girmeleri ve önlerine çıkacak videoyu incelemeleri yeterli olacaktır.)

  3. evrim yalanı Says:

    yorum yazmama gerek kalmamış arkadaşlarım çok güzel belirtmişler..

  4. Kanber Says:

    Bu yazı bilimsel değil sadece ideolojik, o yüzden cevaba gerek yok.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: