Evrim Kuramı ispatlanamamıştır.


YANIT: Bilimde kuramlar (teoriler), matematikteki veya mantıktaki gibi ispatlanamazlar. İspatlama kavramı halk tarafından yanlış anlaşılmakta, yanlış kullanılmaktadır. Bilim bir konudaki gözlemlerini açıklayan teorileri öne sürerken daha önce bilinen bilgileri ve gözlenen olayları önüne koyar. Bu olaylarla ilgili bazı bilimsel kanunları ve kuralları matematik, fizik, kimya gibi bilimlerin yardımıyla çıkarır. Daha sonra, bu gözlemi açıklamak için, bazı hipotezler ortaya koyar. Bazı hipotezlerin doğruluğunu ve tutarlılığını, gözlenen ve test edilen deneylerle destekler veya bazı hipotezlerin yanlışlığını ispatlayarak bunları çürütür. Defalarca desteklenen hipotezler “Bilimsel Gerçek” [scientific fact] haline gelirler.

Sonuçta bilim, teoriyi test edilen hipotezlerle ve gözlenen olgularla güçlendirir veya zayıflatır, bilimsel gerçeklerle destekler. Bilimin hiç bir dalında, teoriler matematikte veya mantıkta görüldüğü gibi % 100 ispatlanamazlar; bilimde böyle bir ispat kavramı yoktur. Ayrıca bilimde dogma, dogmatik otorite, kutsal yasalar ve kati değişmeyecek evrensel kurallar da yoktur. Geçerli nedenler, kanıtlar bulunduğunda tüm kuramlar (teoriler) değiştirilebilir, yerine yenilerini bırakabilir (Newton mekaniğinin yerini rölativite kuramına bırakması gibi). [Kaynak: 1)National Academy of Sciences, “Teaching about evolution and the nature of science”, NAS Press, Washington, D.C.1998, sayfa:1-9. 2) Douglas Futuyma, “Evolutionary Biology”, Sinauer, 1998, sayfa:1-30 ]  Bu durumda BAV denilen kuruluşta kaç tane profesör bulunmaktadır?

Adnan Oktar hangi üniversite kürsüsünde araştırmalarını sürdürmektedir?

Hangi bilimsel tartışmalara katılmıştır?

SORU : Biyologlar hiç bir zaman, bir turun evrimini gözlememişlerdir.
YANIT: Biyologlar bir turun evrimini defalarca gözlemişlerdir. Mikrobiyolojide bunun örneklerini her gün görmekteyiz, antibiyotiklere direnç kazanan bakteriler, ortama değişim gösteren ve evrimleşen virüsler buna örnektir. Bitki moleküler biyolojisi, yeni tur bitkilerin geliştirilmesine şahit olmuştur. DDT’ye direnç geliştiren böcekler bu evrime ve doğal seleksi yona birer örnektir.  



SORU : En unlu biyologlar ve bilim adamları bile artık Evrim Teorisinin yetersiz olduğunu kabul etmektedirler.
YANIT: Bu doğru değildir. Biyologlar, evrimi bir gerçek olarak kabul etmektedirler. Evrim Kuramı artık biyolojinin temelinde yer almaktadır. Evrim Kuramı olmadan artık bu yüzyılda biyoloji yapılamaz. Bilim insanları arasında sadece bazı mekanizmalar tartışılmaktadır. Tam tersine unlu biyologlar Yaratılış Efsanesini kabul etmemektedir; dünyaya sadece Evrim Teorisiyle bakmaktadırlar.

33 Responses to “Evrim Kuramı ispatlanamamıştır.”

  1. isimsiz Says:

    “”Bu doğru değildir. Biyologlar, evrimi bir gerçek olarak kabul etmektedirler. Evrim Kuramı artık biyolojinin temelinde yer almaktadır.””

    Asıl senin dediğin yalan. Biyokimya profesörü Michael Behe, ünlü bir bilim adamıdır. Ama evrimi kabul etmiyor! Evrim efsanesi tarih oldu, sen ise düpedüz YALAN söylüyorsun.Yok efenidm, ünlü biyologlar hep evrimi kabul edermeş! Yüzlerce biyoloğa hakaret ettin!!!

    “”Evrim Kuramı olmadan artık bu yüzyılda biyoloji yapılamaz.””

    Saçmalık. neden yapılamazmış? A.T. canlıların biyolojik yapısını araştırmayın, biyolojiyi geliştirmeyin mi der?😀 Her geçen gün canlılığın kompleks yapısı daha da anlaşılılarak evrim daha da DARBE yiyor. Siz hala havalarda uçuyorsunuz. Biraz biyoloji öğrenin de evrimin ne keder saçma bir safsata olduğunu anlayın!!

    “” antibiyotiklere direnç kazanan bakteriler, ortama değişim gösteren ve evrimleşen virüsler buna örnektir.””

    Bakterini antibiyotiğe direnç kazanmasına evrim demek, tam bir CAHİLLİKTİR. Açın en basitinden ortaokul kitabı okuyun da, zaten direnç genlerine önceden sahip olan bakterilerin, olmayanlara nasıl DNA transferi yaptığını öğrenin!!!

    “”DDT’ye direnç geliştiren böcekler bu evrime ve doğal seleksi yona birer örnektir. “”

    Bu, daha da cahillik örneği.bir böcek popülasyonunda, antibiyotiğe zaten direçli olan ve bir de olmayanlar vardır.Önce dirençsiz olanlar ölür.direçli varvasyonlar ise çoğalarak bütün popülasyonu kaplarlar.bunu gören evrmiciler de hiç bi araştırma yapmadan, “bakın, artık DDT’den etkilenmiyorler, demek ki direnç geliştirdiler” gibi saçmalıklar gevelerler. Oysa gen havuzune ne yeni bir gen eklenmiştir, ne de yeni bir tür oluşmuştur.

    Ayrıca bu örneklerindeki, virüs, bakteri, böcek falan hep aynı türdürler. Evrimin gözlendiği filan yok. Gelecekte tarih kitaplarında espiri malzemesi olacak evrim, siz daha hayallerde…

    Ayrıca bu tür saçma bloglarda yalan-yanlış bilgiler ve çarpıtmalarla evrim propagandası yapmaktan vaz feçin artık. Halk gerçeği biliyor!

  2. isimsiz Says:

    Biyoloji ve alt dallarında önemli bilim adamları(hem de evrimci değil)

    Günümüzde evrimi kabul etmeden biyoloji olmazmış(!)

    Dr. Kimberly Berrine

    Mikrobiyoloji ve Immünoloji

    Prof. V. Betina

    Biyokimya ve Biyoloji

    Dr. Andrew Bosanquet

    Biyoloji ve Mikrobiyoloji

    Prof. Chris D. Osborne

    Biyoloji

    Dr. John Osgood

    Tıp

    Dr. Charles Pallaghy

    Botanik

    Prof. J. Rendle-Short

    Pediyatri

    Dr. Jung-Goo Roe

    Biyoloji

    Dr. Chris Darnbrough

    Biyokimya

    Dr. S. E. Aw

    Biyokimya

    Dr. Dean Kenyon

    Biyoloji

    Dr. John W. Klotz

    Biyoloji

  3. ertugrul Says:

    isimsiz kardeşim açıklamaların çok doğru.
    Sana katılıyorum.Nankör evrimciler,savunduğunuz evrim saçmalıktan başka bri şey değil.türk düşmanı darwin ve tüm evrimcilere lanet olsun.
    evrim bilim karşısında darbe üstüne darbe alıyor cahillikte inat edip duruyor.
    Böyle yalan yanlış yazılar yazıp bloglar açmayın.
    Ancak kendinizi kandırırsınız.Yazıklar olsun..kibir,cehalet,nefret tasmasını takmış kalbi kör olmuş zavallılarsınız.
    Evrim kocaman bir yalandır.
    Bilim kılıfı geçirtip sahtekarlık yaptılar.
    Darwin Türk düşmanıdır.. uzar gider evrim teorisinin saçmalıkları..

  4. orospuDarwin Says:

    yarrak ye göt darwim

  5. SURAY GÜNEŞ Says:

    Evrim vardır. Canlılar gerçektende topraktan ve sudandır. Ama bilinmesi gereken bir şekil vardır. Hiç bir şey rastlantıdan ibaret değildir. Her hangi bir canlını DNA sından bir başka bildiğimiz bir canlı yaratmaya çalışın,dunyanın en son teknoloji labaratoar larında,hatta milyonlarca yıl sonraki labaratoarlarında bunu başaramazsınız. Hiç bir şey rastlantıdan ibaret değildir. Allah dilemiş ve DNA biraz değişmiş. Dilemiş çevreyi yaratacagı canlıya göre ayarlamış. Dilemiş şartları ona göre getirmiştir. Bu inkar edilemez en büyük gerçektir. Kainat esir maddesi ile kaplıdır. Her somutta esir vardır. Hem somut hem soyut diye tekte birleşen yaratılmış olan hiç bir şey yoktur. Bir eserde ellerin ve ayakların oluşumunun imkansızlıgı yada buna benzer bişeyden bahsediliyor. Eller ve ayaklarda Allah ın eseridir. Bunun düzeninide Allah saglamıştır. Bu duzende bazen DNA yı değiştirmiş bazende çevresel şartları sebep yapmıştır. Çevresel şartlara sadece bir örnek vermek istiyorum. Ayak tabanın odun gibi olduğunu düşünelim. Odunu yere defalarca kaldırıp vurdugunuzu düşünün. Odun ezilip etrafınca parçalanmaya ve şekli değişmeye başlayacaktır. Canlı el, parmak ve tırnaklarıında sebeblerinden biri bu çatlamalar ve yeni şekillenlemelerdir. İnsan kendini aşağılık gibi görmek istemez. Doru insan aşagılık bir varlık değildir. insana ALLAH CC. ruhu yüklemiştir. Bedende diğer canlılar gibi toprak ve sudandır. Ama ALLAH bilnmesi gerekirki insanı bedenende diğerlerinden farklı yaratmıştır. Hiç bir hayvan Allah dilemezse hiç bir zaman insan gibi olamayacaktır. Evet hayvanlar insanlara benzerler. Buda yaratılıştan kaynaklanan bir benzerliktir. Her somutun heryeri esirdir. Bu normaldir. İnsan evrime girmemiş değildir. Sadece kendi içinde bir gelişmeye girmiştir. Buda ALLAH ın istediği bir yolda ve düzendedir. ALLAH ın ”YARATILIŞ GERÇEĞİNİ” GÖRMENİZ DİLEĞİYLE

  6. Bilim Says:

    YOBAZLAR BİLİMİN ADINI DUYDUKLARINDA KARANLIKTA KORKUDAN ISLIK ÇALAN ÇOCUKLAR GİBİ DEMOGOJİK YAZILAR YAZMAYA BAŞLIYORLAR.

    • bilimebilim Says:

      bilader bilim babanızın malı mı ? evrime inananlar bilim adamı inanmayanlar yobaz . ulan bütün dünya bir yalana inansa onun adı bilim mı olur . türkiyede de bir adamı çok severler korurlar ama bu o adamın ne halt olduğunu gizlemeye yetmiyor

  7. Kenan Says:

    Yaradılışçılar, sanırım hepiniz akraba evliliği ürünüsünüz. Genlerinizde varolan moronluğu bastırmak kolay olmasa gerek.

    -Einstein esiri çürüteli neredeyse bir asır oldu.
    -Deist biyolog olur tabi ama ondan bilim erki olmaz.
    -Tanrının varlığı ispatlı mıdır ki bu kadar emin konuşuyorsunuz.
    -Tanrı sana moron ol demiş olmuşsun.

  8. arzu Says:

    merhaba arkadaşlar. öncelikle merak ediyorum, evrim karşıtı olanlar, bu bilimsel teori hakkında ne kadar fikre sahipler? evrim onlara göre yoktan var etmek sanırım ve bu da elbette mantıksız görünüyor. evrim yoktan var etmek, olmayan bir şeyden bambaşka bir şey yaratmak değildir. evrim mekanizmaları olan bir olgudur ve elbette canlıda mevcut bulunan biyokimyasal yolaklarla iş görür. evrimin mekanizmalarından biri doğal seçilimdir ki siz evrim karşıtarı da farkında olmadan bunu savunuyorsunuz. şöyle ki, bir böcekte direnç oluşması, elbette direnç gösteremeyenlerin ölmesi ve direnç için genlere ya da proteinlerin yapılması sırasında başka bir yolu seçenlerin yaşayabilmsi ve zamanla populasyonun bu yönde frekansının artmasıdır. yani çok doğru söylüyorsunuz, evrim, bilimsel altyapısı olan, canlının zaten mevcut kaynaklarını değişen şartlara göre en iyi şekilde kullanmasını ve bu yönde değişmesini sağlayan bir olgudur, vardır, kabul edilebilirdir. bence evrimi öncelikle ideolojik bir düşünceymiş gibi değil de bir bilim olduğunu bilerek anlamaya çalışın ve biraz okuyun. bilime inananlar, size anlatıldığı gibi din düşmanı değildirler. onlar sadece diğer dünyada yanar mıyım, yoksa hurilerle mi oynaşırım diye düşünmeyen, dünyayı, yaşam standartlarını iyileştirmek için, çok şeyden fedakarlık yapmış önemli insanlardır.

  9. Kerem Says:

    İnsanlara evrim teorisini anlatmayın. Evrim teorisinin ne olduğunu öğrenirlerse kafalarına dank eder. Biz de onların mizahi yazılarından mahrum kalırız.

  10. genom Says:

    YOBAZLAR BİLİMİN ADINI DUYDUKLARINDA KARANLIKTA KORKUDAN ISLIK ÇALAN ÇOCUKLAR GİBİ DEMOGOJİK YAZILAR YAZMAYA BAŞLIYORLAR.

    şimdi senin götüne demogojik bir şey sokarım görürsün:))))))

  11. atatürkçü gençlik Says:

    ARZU ARKADAŞIMA:

    Arzu mrb.

    yazını okudum güzel,ancak bilmen gereken birşeyler olduğunu düşünüyorum.
    yazında teoriyle ilgili bilmemiz geren bazı bilgilerin olduğunu yazmışsın
    peki sen islamla ve allahla ilgili ne biliyorsun_?? bence sizlerin allah ile alakalı bilmediğiniz çok ama çok şey var bizler her zaman evrim teorisini araştırıyoruz ve gelişmelerden her zaman bilgimiz oluyor peki sizler islamı ve allahı ne kadar araştırıyorsunuz belkide hiç,işte bazı şeyleri bu yüzden göremiyorsunuz hiç namaz kıldınızmı?muhtemelen hayır bence kılın ve huzuru kendiniz keşfedin…

  12. atatürkçü gençlik Says:

    YOBAZLAR BİLİMİN ADINI DUYDUKLARINDA KARANLIKTA KORKUDAN ISLIK ÇALAN ÇOCUKLAR GİBİ DEMOGOJİK YAZILAR YAZMAYA BAŞLIYORLAR.

    Bu ne arkadaşım cevap veremeyince böyle saçma yazılar yazıp kendini tatminmi ediyorsun (en azından bu larların yeri burası değil)

  13. atatürkçü gençlik Says:

    Evrimciler canlıların cansız maddeden kendiliğinden oluştuğunu iddia ederler. Oysa bu, biyolojinin en temel kanunlarına aykırı bir Ortaçağ hurafesidir.

    Darwin’in teorisinden söz edildiğinde, çoğu insanın aklına “insanın atasının maymun olup olmadığı” sorusu gelir. Oysa bundan çok daha önce, evrim teorisinin açıklaması gereken sayısız soru vardır. Bunların ilki ise, yeryüzündeki ilk canlının nasıl ortaya çıktığı sorusudur.

    http://www.populerbilgi.com/evrim/Dsonu02.php devam edebilirsiniz.

  14. Tevfik Özden Says:

    Evrim,ispatlanmış bir teoridir

    Biyolojide evrim, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması.

    Bir örnek ;
    – Balina ‘ların karada yürüyen ve avlanan canlı bir varlıktan,
    – denizde yüzen ve avlanan bir başka canlı varlığa evrim geçirdiği,
    – bilimsel olarak kanıtlandı.
    – balinalar,türü devam eden,
    – içlerinde ara-geçiş özelliklerinin barındığı,
    – yaşayan fosillerdir.

    • bilimebilim Says:

      nerede kanıtlanmış kim kanıtlamış acaba nasıl kanıtlamış . sık sık yaptığınız gibi delil uydurarak mı yapıyorsunuz bu işleri

  15. atatürkçü gençlik Says:

    Madem öyle bize bir tane ara fosil gösterebilirmisiniz_?

  16. kamil yeter Says:

    Neden hala arafosil göremiyoruz_??

  17. arkineco Says:

    Öncelikle neden ara fosil yok? Çünkü, önümüzü bile göremiyoruz. Günümüzdeki gerçeklere bir bakalım:
    1. Paleontoloji günümüzde çok ilerlemiş bir bilimdir. Sadece bir diş veya kemikten bile tespit edilen familyalar bile vardır. En basitinden kayaç içine sıkışmış bir kemik buldunuz ve bunu bir paleontologa götürdünüz. Adam o hayvanın sistematiğini bir yere kadar söyler ve size der ki (kişiye bağlı) bu benim uzmanlık alanım değil daha fazla bilgi için şu(birini söyler) kişiye götür.
    2.Siz paleontoloji konusunda konusunda HY’ya güvenirsiniz.
    Şimdi bu gerçekler ışığında bir örnek inceleyelim.
    İda 47 milyon yıl öncesine ait bir primat fosilidir. Bilim adamları biyologlar, paleontologlar bu fosili 3 boyutlu tomografi makinesinden geçiriyorlar (yanılmıyorsam dünyada tek Almanya’da olması lazım). Fosilin kırık kısımlarını bilgisayardan düzeltip tam modelini çıkarıyorlar. Sonra fosilin üstündeki kalıntılardan şundan bundan ne yediği gibi yaşamsal bazı faaliyetlerini tespit ediyorlar(fosilleri nasıl bulunduğuyla ilgili merak edenlere kısa bir belgesel:http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_hwdvideoshare&task=viewvideo&Itemid=106&video_id=32).
    Ve üzerinde yaşadığı dönem ile ilgili tahminler yürütülüyo, sayısız modern hayvan inceleniyo ve bütün bunlariki yıl sürüyo. Karar şu: Bu hayvan önmaymunlarla simiyenler arasında bir geçiş formudur.
    Şimdi sadede gelelim. Fosil ünleniyor ve HY fosile bakıyor ve diyor ki: Bu bir lemurdur.
    Şimdi anladınız mı!
    Üstelik bu yazıyı da mutlaka okuyun
    http://rapidshare.com/files/317081671/Evrimin_Cevherleri.pdf.html
    Teşekkürler…

  18. dnzz Says:

    Hakketen gerzek lan bu yaratılışçılar.Bayaa ciddi ciddi bilim konuştuklarını falan sanıolar.Hİç biri farkında değilmiki acep bir kelamları bile bilimle alakalı değil.

    Yahu evrim teorisi ööle hobadanak ortaya çıkmış bir teori değilki.Bööle seviyesiz yaratılışçıların cehalet kokan laflarıyla etkilenecek bi durum yopk ortadaAncak bööle tartışma ortamlarında zırvalarını konuştuturlar.

    Bence didinmeyin bu inasnlara evrimi anlatmak için.Anlayacak yeterlilğe sahip değiller.O yüzden bu tarz tartışmaların bi anlamı yok.

    Ben aşşağılama taraftarıyım.Nasıl lsa anlamıolar bi boktan.Bari eğlencemize bakalım.

  19. n.ateist Says:

    ara fosil diye bir kavram yoktur. ölen her ceset fosilleşmediği ve özel şartlar gereksindiği gibi, türlerin evrimi mekanizmasında ara fosil diye bir şey sözkonusu değildir. bir tür, dallara ayrışarak onbinlerce yüzbinlerce nesil sonra başka bir türe/türlere dönüşebilmekte, bu nesillerin her biri küçük bir değişiklik ilave ederek yeni nesili doğurmaktadır. bu değişiklikler doğal seçilim ile ayıklanarak son nesilde artık eski ataları ile döl veremez toplulukları yani yeni türü ortaya çıkarmaktadır.

  20. n.ateist Says:

    güzel..

  21. can Says:

    Kendiniz kabul ediyorsunuz ara fosil yoktur diye, demek ki evrim de yok, çünkü evrimin temellerini oluşturan ara fosillerdir.Vaktimi boşa harcadığım için çok üzgünüm.

  22. Vuslat AKTEPE Says:

    İsimsiz bak senin biyologun evrimi nasıl kabul etmiş;

    evrim karşıtlığı ile bilinen michael behe, evrim’in gerçekliğini kabul etti!

    uzun yıllardır doğal seçilim’e ve evrim kuramı’na karşıtlığıyla bilinen ve “indirgenemez karmaşıklık” safsatasını ileri süren lehigh üniversitesi’nden biyokimyager prof. dr. michael behe, 2010 yılında yayınladığı “deneysel evrim, fonksiyon kaybettirici mutasyonlar ve adaptif evrim’in ilk kuralı” başlıklı makalesiyle evrim’in gerçekliğini kabul ettiğini ilan etmiş oldu ve 2006’dan beri sürdürdüğü suskunluğunu sonunda bilimsellikle bozdu. kendisini tebrik ediyoruz.

    makale şu bağlantıdan okunabilir:

    http://www.lehigh.edu/bio/pdf/behe/qrb_paper.pdf

    bu arada makale çok ilginç bilgilere yer veriyor:

    – behe, son 40 yılda yapılan evrim deneylerini ele alıyor. bunlar içerisinde lenski deneyi de var.

    – behe, lenski deneyi’nin evrim’i açık şekilde ortaya koyan ve pek çok soruya cevap veren çok önemli bilimsel bir keşif olarak nitelendiriyor.

    – behe, evrim yoluyla türlerin değişebileceğini, yeni özellikler kazanıp kaybedebileceklerini ve var olan bir özelliğin, bir diğer iş yapmaya başlayabileceğini ortaya koyuyor.

    – behe bu değişimlerin arkasında moleküler evrimin yer aldığını gösteriyor.

    – behe’nin darwin’i yeni yeni sindirdiği anlaşılıyor. darwin’in doğada gördüğü “adaptif evrim”i, ya da “doğal seçilim”‘i, moleküler düzeye indirip kendi deyimiyle “adaptif evrim’in ilk kuralı” olarak tanımlıyor.

    – makalesinin sonuç kısmı şu sözlerle başlıyor: “adaptif evrim, türlerin yeni özellikler kazanmasına, özellikler kaybetmesine ya da özelliklerin modifikasyonuna sebep olabilir.”

    – makalesi şu sözlerle bitiyor: “evrim’in sayısız yönü bulunuyor ve burada anlattıklarım da dikkate değer bir tanesidir.”

    sanıyoruz ki her şey oldukça açık. tekrardan kendisini tebrik ediyoruz.

    kaynak: evrim ağacı

  23. Baran Says:

    Evrim kuramı hakkında ciddi bilgi eksikliği olan arkadaşlar görüyorum.Öncelikle ilk yorum yapan arkadaşımıza bir şey söylemek istiyorum orta okul kitaplarından ziyade sana daha akademik bir kitap önereyim çünkü o kitabın ötesine geçebildiğin yok(Diğer arkadaşlar için de geçerli).Biyolojinin kutsal kitabı olan Campbell -Reece Biyoloji.Bu kitapla biyoloji hakkında bilgisizliğini giderebilirsin ancak dili biraz akademiktir.Biyoloji hakkında bir bilgi sahibi olduğunuzda şu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim: Evrim – Douglas J. Futuyma.Bu kitaplada Evrim Kuramı konusundaki ciddi bilgi eksiklerinizi gideriniz.Halk konusunda yanıldığınızı söylemek durumundayım şu açıdan:Türk halkı genellikle duygularıyla hareket eder.Bu sebeple bilim açısından ehil olmadıklarından dolayı gerçeklikleri göz ardı edip duygularına(dinlerine) hitap edene inanırlar bu nedenle Evrim konusunda böyle bir tablo göz önüne serilmektedir.

  24. ali ozer Says:

    slm evrim varmış evrim yokmuş siz boğuşun durun esas resmin büyügünü kaçırıyorsunuz kim bu adnan oktar kim besliyor bunları din adamı olmadığı vaziyetinden belli bilim adamı hiç olamazda zaten kirli oyunlar dönüyor arkadaşlar burda sorulması gereken soru şudur bu adamları kim besliyor binlerce kitabı bedava dağıtacak parayı bunlara kim veriyor buna kişi parası yetmez şirkette yetmez fon lazım bunların araştırılması lazım evrime gelince bırakın canlı varlıkların değişip dönüştüğü nü cansızlar bile evrime uğruyor yüz yıl önceki türkiye ile şimdiki türkiye aynı mı dinler bile evrime uğruyor ilk ortaya çıkışı güneş yağmur vs sonra bu tanrılar peş peşe geçirdiği faydalı mutasyonlar ile putlara dönüştü tekrar bir mutasyon ile görünmez oldu vs,,,,,,,, evrim vardır yanlış bir teori olsa şimdiye kadar çok tan rafa kaldırılırdı demek ki yanlışlanamıyor o zaman doğru

  25. ali ozer Says:

    ya birakın bunları kardeşim sene 2012 adamlar kuyruklu yıldızın kuyruğunda bomba patlacak duruma gelmişler biz hala fetoş amcayı recep dayıyı güllü abdullahı dinliyoruz yok efendim arap oğlu mucize perisiydi teri miski anber gibi kokardı ossuruğu gül gibi kokardı bilmem bişeler akıllı olalım din insanın son korkusundan dötünden uydurduğu zamanla gelişen yalanlar ile ilerleyen bir kurgudur evrim bırakın saniyede vücudunda milyonlarca reaksiyon olan canlı varlıkları cansız varlıklar bile evrime uğruyor kim söyleye bilir 20 30 yıl önce yaşadığım şehirle şimdiki hali aynı diye

  26. Kanber Says:

    Direnç sağlayan genetik bilgi, antibiyotiklerin üretilmesinden önce de vardı zaten. Olmayan birşey değil olan birşey transferi gerçekleşti. Evrim yeni bir direnç üretmedi sadece bazı bakterilerin kendisinde var olan direnç genini diğer bakteriye aktardı. Yani yukarıda belirtildiği gibi yeni bir özellik oluşmadı. Var olan özellik diğer bakteriye aktarıldı.

  27. Hüdai ÇAKMAK Says:

    ATEİZMİN TEK YÖNLÜ MANTIĞI VE TUTUCULUK

    Ateizmin uzantısı olan evrim teorisi insanlık tarihinin en büyük yanılgılarından birisidir.

    Ateist felsefe ile bire bir örtüştüğü ve konusunda başka uygun cevap olma-dığından ateist ve uzantısı felsefelerce sahiplenilip savunulmuş, dine benzer bir inanç haline getirilmiştir.
    BU NEDENLE ATEİZM PAGAN BİR DİNDİR VE TUTUCULUKTUR..

    Bu gün haksız bir şekilde bilime sahip çıkmakta, yön ve şekil vermekte, karşıtlarını yobazlıkla, bilim dışılıkla suçlamaktadır.

    Suçlamaktadır ama tutucluğun, bağnazlığın, yobazlığın en koyusunu ken-disi yapmakta karşıtlarını yermekte, sövmekte, yerdenyere vurmakta afaroz etmektedir.

    Bu gün ateizme karşıt bilim yapmak nere-deyse imkansızdır.

    Karşıtlarını değer vermek, eleştirileri tahammül etmek uygarlığın ve bilimin gerek-lerinden birisidir.

    Evrim gerçekte yanıtlayamadığı binlerce sorunun altında ezilmiş bir hipo-tezdir. Teori bile değildir.

    Tersinim ise tüm doğal kanun, kural, ilke ve bunlara dayalı mantık çıkarımlarıyla bi-rebir örtüşür, hiç biriyle çelişmez.

    Tersinim en büyük gerçektir.

  28. Hüdai ÇAKMAK Says:

    EVRİM ÖNGÖRÜLERİNE CEVAPLAR.

    1)-Bir yapının neslini devam ettirebilen canlı olak nitelenebilmesi için en azından korunma svunma bağışıklık çevreye uyum sistem ve mekanizmalarına – beslenme sistem ve mekanizmalarına – üreme sistem ve mekanizmalarına EKSİKSİZ sahip olmak zorundadır.

    Bu nedenle en ilkel bir canlı bile rastlantılarla meydana gelemez.

    2)-Evrim örneğin eşeysiz üremeden eşeyli üremeye nasıl geçildi vb. gibi pek çok temel sorulara cevap verememiştir.

    3)-Karmaşalardan düzen ve sistem sahibi yapılara geçişe mümkün değildir. Bu var-sayım termodinamiğin ikinci kanununa aykırıdır.

    4)-Düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde ve doğal şartlarda kaçınılmaz olarak tersinime doğru giderler. Tersinim hiç bir doğal kanun, kural, ilke vd bunlara dayalı mantıksal çıkarımlarla çelişmez.

    5)-Canlılar faydalıları seçmezler, zararlılardan korunurlar.

    6)-Tüm canlılar yapılarını korumaya çabalarlar. Tek amaçları budur.

    7)-Çelitli nedenlerle (örneğin hastalanma yaralanma ihtiyarlama vb.) yapılarını, ya-şam avantajlarını koruyamayanlar elemine olurlar. Buna doğal elenme denir. Doğal seleksiyon yanlıştır.

    8)-Kontrolsüz enerji girişleri tersinimin ana nedenidir. Bu tür enerji girişlerinden sadece yararlanma mekanizmalarına sahip yapılar yararlanabilir. Enerji girişleri düzenli yapılar oluşturur varsayımı yanlıştır.

    9)-Canlılar ürenme yoluyla yapılarını yenilerler. Bu yolla varlıklarını korurlar. Üreyemeyen canlılar yok olur.

    10)-Tüm canlılar ekolojik sistemde bir görev sahibidirler. Hiç bir canlı boşuna var edilmemiştir.

    Vb……

  29. Hüdai ÇAKMAK Says:

    TAVUK MU YUMURTADAN YUMURTA MI TAVUKTAN ÇIKTI?

    Sevgili evrimcilerimize klasik bir soru sormak istiyorum. Bu sorunun akla mantığa uygun cevabı evrimi ters yüz edecek kadar önemlidir.

    sorumuz:

    Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı?

    Tavuk yumurtadan çıktı cevabı akılcı ve mantıklı değildir.

    Nedeni ise her hangi bir yumurtadan civciv çıkmayacağıdır.

    Civciv çıkacak yumurta bir horoz tarafından aşılanmış olmalıdır.

    Diğer ifade ile en baştan eksiksiz yapılarıyla bir tavuk ile bir horozun gerekliliği ortaya çıkar.

    Bu örnek eşeyli üreyen tüm canlılar için geçerlidir.

    Eeee!!!!! Evrim nerede kaldı?????

  30. Hüdai ÇAKMAK Says:

    Big Bang mı? Genişim evresi mi?

    Ateist materyalist felsefenin güdümlü bilimi evrenin kütlesiz bir enerji zer-resinin patlamasıyla başladığını iddia eder. Varsayılan bu patlamaya BİG BANG denillir.

    Tersinimin bu konuda ilginç bir teorisi vardır. Pek çok kanıt tarafından desteklendi-ğinden diğer teorilere göre gerçeğe daha yakındır.

    Evrenin bir başlangıcı, sınırı, sabit bir kütlesi var ise maddenin korunumu kanununa göre bir kaynağı olması gerekir.

    Maddenin korunumu kanununu doğru yorumlarsanız bu kaynağın kütlesiz bir enerji olması gerektiği sonucuna varırsınız.

    Bu enerji kütlesiz olduğundan sonsuz olmalı, ezelden gelip ebede gitmelidir.

    Tersinim bu enerjiyi Bir Büyük Bütün olarak isimlendirir.

    Bu enerji bildiğimiz enerji olmamalıdır.

    Evren büyük bütünün minik bir zerresinin MADDELEŞİP KÜTLE KAZANMASI sonucu oluşmaya başlamalıdır. Tersinim buna genişim evresi der. Ortaya çıkanda ilk maddedir.

    İlk madde olabilecek en büyük atomlara ve molaküllere sahiptir. Son de-rece dengesiz olduğundan kolaylıkla bölünüp (fizyon) genişleyebilir.

    Fizyon sonucu yeterince büyüyen ilk madde merkeziyle dış çeperleri arasında oluşan büyük ısı farklılıkları nedeniyle patlayacak, milyarlarca parçaya ayrılacak, her parça bir galaksi nüvesini oluşturacaktır.(Gerçek Big Bang)

    Her galaksi nüvesi zamanla genişip patlayarak yıldızları, yıldızlar geze-genlerin ve uyduların bir kısmını oluşturur.

    Fizyon nedeniyle tüm elementler kademeli oluşmakta süpernova patlamaları ile tüm evrene dağılmaktadır.

    En son oluşan hidrojendir. Hidrojen mutlak sıfıra yakın bir dereceye kadar soğuyarak son maddeye (kara maddeye) dönüşür.

    Kanıtlarımız:

    1)-Evrenin yaşı tüm elementlerin füzyon yoluyla oluşmasına yetmeyecek kadar kısadır.

    2)-Füzyon doğru olsaydı yıldız çekir-deklerinin yoğunluğu artıp kütleleri azalacağından evreninin daralması gerekecekti. Halbuki evren genişliyor.

    3)-Evrendeki made miktarına göre hidrojenin bitmesi gerekirdi. Halbuki evrende dev hidrojen bulutlar ve devleri vardır.

    4)-Mikro dalga fon radyasyonu genişim ve ardıl patlamalarının kanıtıdır.

    5)-Kimi gezegenlerdeki yanardağlar gibi tektonişk hareketler genişimin kanıtlarıdır.

    6)-Gezegen ve yıldızlar çekirdeklerindeki fizyonun devamı ve şiddetiyle orantılı olarak yaşarlar.

    7)-Gezegenlerin ve yıldızların çekim gücü çekirdek çekim gücüyle doğru orantılıdır.

    8 )-Ateist bilim füzyon başlangıcının büyük kütleler halinde biriken hidrojen toplarının merkezlerinde çok büyük basınç oluştuğu, bu basıncında füzyonu başlattığı iddiasındadırlar.

    Fakat bu tür oluşumlardaki basınç çekirdek çekimiyle oluşur. Çekirdek yoksa çekimde yani basınçta yoktur. Hidrojen gazının bü-yük kütleler halinde toplanmaları mümkün değildir.

    Bu konuda pek çok kanıt vardır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: